.
.
beyin cerrahisi
Veterner hekimlikte beyin cerrahisi ülkemizde diğer alanlara göre yeni yeni gelişen bir alan. Beyin cerrahisi de diğer ortopedik ve nöroşiruji konuları gibi kendi içerisinde çok geniş bir alandır. Beyin çok karmaşık ve deyim yerindeyse ‘gizemli’ bir organdır. Henüz üzerinde binlerce çalışma yapılmış olan insan beyninin bile tam olarak çözümlenmesi mümkün olmamıştır. Buna karşın beyine ait hastalık ve hasarların tedavisinden önceki yıllara göre büyük ilerleme kaydedilmiştir. Bu ilerlemenin en büyük sebeplerinden biri görüntüleme tekniklerindeki müthiş ilerlemedir. Özellikle Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ve Bilgisayarlı Tomografi (BT) beyin patolojilerinin saptanması açısından çığır açan teknolojiler olmuştur. Bu sebeple bu görüntüleme tekniklerinden sıkılıkla faydalanarak radyoloji uzmanı hekimlerle sıkı konsültasyon eşliğinde tedavi ve operasyonlarımızı gerçekleştiriyoruz.
Beyinin hassasiyetini göz önüne alacak olursak beyine yapılacak herhangi bir cerrahi müdahale ya da ilaç kullanımı çok hassas şekilde uygulanmalı, giderilmesi istenen patoloji çevre beyin dokularına zarar vermeden yapılmalıdır. İşte beyin cerrahisi bu sebeple incelikle ve tecrübe ile uygulanması gereken bir iştir.

Beyin üç ana bölümden meydana gelmektedir. Bunlar iki hemisfer yani yarımküreden oluşan Serebrum, Beyincik ve Beyin Sapı’dır. Her üç yapı da görevleri açısından hayati önem taşırlar. Beyin sapı vasıtası ile omuriliğe bağlanan beyin ve bağlantılı bulunduğu omurilik Merkezi Sinir Sistemi’ni (MSS) oluşturur ve kemikten bir örtü ile örtülüdür. Bu kemik örtü beyinde kafatası, omurilikte ise omurga kemikleridir. Bu kemik dokulardaki hasarlar içerisinde barındırdıkları ve korudukları MSS organlarında da hasar anlamına gelmektedir. Bu nedenle ortopedi ve nöroşirujiye kardeş bilim dalları demek yanlış olmaz. Yumuşak kıvamlı olan sinir dokuları en küçük travmaya karşı oldukça duyarlı olup, yeterli beslenme ve korunmaya ihtiyaç gösterirler. İşte bu korumayı onlara büyük oranda kemik dokular sağlar. Sinir dokuya komşu ya da onu içinde bulunduran kemik dokunun tedavi ve onarımı çok önemlidir ve özenle uygulanmalıdır. Kliniğimize ulaşan vakalara baktığımızda en sık karşılaştığımız ve tedavisini uyguladığımız vakalar Hidrosefali, Beyin tümörleri ve travmaya bağlı kafatası kırıkları ya da kanama/ödem gibi olgulardır.
Nöroşirujide dikkatli bir operasyon kadar operasyon öncesi ve sonrasında da hastanın bakımı, bazı durumlarda hareket kısıtlaması ve ilaç tedavisi de büyük önem taşır. Düzeltilen bir kemik dokunun ya da eski haline getirilen bir nörolojik yapının operasyon sonrası ödemleşmesi ya da iyileşirken kalınlaşması neredeyse kaçınılmazdır. Bu ödem ve iyileşme dokuları sinir dokularda bası meydana getirebileceğinden hem operasyon çok dikkatle ve minimal girişimle tamamlanmalı hem de operasyon sonrasında cerrah tavsiyesi ile verilen ilaçların kullanımına büyük özen gösterilmelidir.
Sinir doku vücudun diğer dokularından çok daha farklıdır. İyileşmesi diğer dokulara oranla çok daha uzun zaman alır. Bu sebeple beyin girişimlerinde ilk hedefimiz öncelikle hastayı hayatta tutmak, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve ona iyileşmek için zaman tanımaktır.
Görüntüleme teknikleri ne kadar gelişmiş olursa olsun tam bir teşhis için fiziksel muayene şarttır. Etkilenen bölümler detaylı bir nörolojik muayenenin ardından net olarak anlaşılacaktır. Operasyon sonrasındaki iyileşme ve nekahat döneminde ise yine hekiminizin kontrol ve muayeneleri büyük önem taşır. Öte yandan her hasta ve her olgu birbirinden farklıdır. Aynı operasyonu yaptığımız iki ayrı hastanın iyileşme sürecinde büyük farklar görmemiz olasıdır. Ortopedik nöroloji büyük sabır isteyen bir alandır. Tedavi aşamaları detaylı ve zorludur.
Nörolojik problemi olan bir hasta ivedilikle konusunda deneyimli bir hekime ulaştırılmalıdır. Pek çok nörolojik problem erken müdahale ile düzeltilebilir. Gecikilen olguların ise iyileşme olasılıkları her saat daha da düşer. Dostunuzda gözlemlediğiniz sinirsel problemler için bizimle irtibata geçebilirsiniz.
