bir cehalet oykusu/leopari oldurmek - İZMİR MEDICAPET VETERİNER KLİNİK | NARLIDERE VETERİNER | İZMİR VETERİNER | İZMİR'DE VETERİNER

VETERİNER KLİNİK
İçeriğe git

Ana menü:

MEDYA

BİR CEHALET ÖYKÜSÜ: LEOPARI ÖLDÜRMEK

Merhaba,

Haziran 2013'te Diyarbakır’da vurularak öldürülen leoparı herkes duymuş olmalı. İki-üç yaşlarında olduğu tahmin edilen erkek leopar, koyun otlatan çobanlarca kendilerine saldırdığı gerekçesiyle vurulmuştu. Konuyu takip edenlerin hatırlayacağı gibi daha sonra yapılan otopside leoparın ayağında daha eski bir kurşun çekirdeği bulunmuştu. Yani bu leoparın insanlarla ve onların ateşli silahlarıyla ilk karşılaşması değildi. Hadisenin ilginç yanı ise: yaşarken korunmasıyla ilgili girişimlerde bulunulmayan bu yaban hayvanı, öldükten sonra ülke gündemini günlerce meşgul etti. Otopsi için veteriner fakültesinin anatomi laboratuvarına gönderildi, derisi uzman tahnitçilere yüzdürüldü, doldurmak için amerikadan özel malzemeler sipariş edildi ve hepimiz Tübitak’tan gelecek raporu dört gözle bekleyip, leoparın efsanevi Anadolu Leoparı olup olmadığını merak ettik. Daha önce Anadolu Leoparı’na ait genetik bir çalışma yürütülmediği için sonucun “İran Kafkas Leoparı” olarak çıkması zaten neredeyse kesindi. (Zaten İran Kafkas Leoparı ve Anadolu Parsı’nın aynı tür olma ihtimali de yüksek bir ihtimaldir. ) Yani leoparın ölüsü farkında olmadan kıymetli hale getirildi. Tüm bunlar yaşanırken, kimileri televizyonlara çıkıp, kamp çadırının etrafında yirmi-otuz tane leopar gördüğünü idda etti, kimileri kendisini “Anadolu Leoparı Uzmanı” olarak ilan etti, kimileri ise cesedin başında gülümseyerek poz vermekle yetindi. Ve biz yine halk olarak, asıl önemli noktayı kaçırdık. Kimse sondan kaçıncı bireyin öldürüldüğünü, geride kalan varsa onları korumak için neler yapılabileceğini, devletin bu konudaki yaptırımlarının yetersizliğini tartışmadı. Bu sefer meselemiz çok az görülen bir büyük kedi türü ve onun postunun ne yapılacağı idi. Fakat kimse bu olaydan sonra, kızıl şahinlerin, balık kartallarının, tilkilerin, dağ keçilerinin, karakulakların, ve daha pek çok yabani türün nasıl korunması gerektiğini konuşmadı. Ve leopar gibi günlerce konuşulur mu bilemeyiz ama, bu türler, bundan sonra da her gün vurulmaya, avlanmaya, öldürülmeye devam edilecekler.

Unutulmamalıdır ki yaban hayatı bir bütün olarak ele alınması gereken bir konudur. Bugün yaban hayatına verilen zararlarla iligli yaptırımları sert olan ülkeler, coğrafyalarında yaşayan türleri koruyabilmekte, bizim gibi ölüsüne dirisinden daha çok kıymet veren ülkelerde ise pek çok türün ancak son bir kaç bireyi hayatta kalabilmektedir.

Yaban hayatının korunması konusunda devlet stratejisi ne kadar önemliyse, halkın yaklaşım ve duyarlılığı da o derecede önemlidir. Bu nedenle yaban hayatının korunmasıyla ilgili uzun vadeli planlamalar yapılmalı, eğitimden yaptırımlara, tedavi ve rehabilitasyondan tespit ve izlemeye kadar pek çok konuda çalışmalar başlatılmalıdır. Bugün Türkiye’de bu konuda çalışmalarda bulunan veteriner hekim, rehabilitatör ve gönüllülerin sayısı oldukça azdır. Her ne kadar zaman zaman farklı yerlerde yaban hayatıyla iligil düzenlenen eğitimler olsa da, ortaya koyulan somut çalışmalar bir şekilde bürokrasi ve finans engeline takılmaktadır. Bilinçsizlik, programsızlık ve sevgisizlik bir araya geldiğinde sonuç olarak yaban hayvanları savunmasızca hedefte kalmaktadır. Bugün Türkiye, insan hakları, kadın hakları gibi pek çok konuda olduğu gibi, hayvan hakları ve doğa bilincinde de sınıfta kalmaktadır. Hem bu imajın süratle düzeltilmesi, hem de elimizde kalan son bir kaç türün nesillerini sürdürebilmesi için harakete geçilmelidir. Ve bu haraket önce çocuklarımıza bu konuda sevgi aşılayarak biz ailelerden başlamalıdır. Aksi takdirde, pek çok özel canlıyı ancak öldürüldükten sonra farkederiz.

Yaralı, yardıma ve tedaviye muhtaç yaban hayvanlarını kliniğimizde ücretsiz tedavi ve rehabilite ediyor, doğaya salınabilecek duruma geldikten sonra doğaya salıyor, doğaya salınamayacak durumda olanları ise bundan sonraki hayatlarını rahat geçirebilecekleri merkezlere ulaştırıyoruz. Bu nedenle yardıma muhtaç bir yaban hayvanına rastladığınızda lütfen bize ulaşınız. Yaban hayvanları can çekişen tabiatın son kalesidir. Hızlı bir şekilde korunma programları oluşturulmaz, insanlarımız bu konuda bilinçlendirilmez ise pek yakında mahrum kalacağımız bir değerdir.

Hepinize öldürülen leopar veya başka yaban hayvanları haberlerinden uzak günler diliyorum.

Uzm. Veteriner Hekim

 
 
 
 
 
 
 
 
İçeriğe dön | Ana menüye dön