Ataturk ve hayvan sevgisi - İZMİR MEDICAPET VETERİNER KLİNİK | NARLIDERE VETERİNER | İZMİR VETERİNER | İZMİR'DE VETERİNER

VETERİNER KLİNİK
İçeriğe git

Ana menü:

MEDYA

ATATÜRK VE HAYVAN SEVGİSİ

Süleyman Asaf İLBAY hatıralarında, ATATÜRK'ün hayvan sevgisini bizlere şu bilgilerle aktarır: "Kararları ne kadar kesin ve iradesi ne kadar kuvvetliyse, his tarafı da o kadar zengindi. Milli mücadeleden sonra, bir gece çok sevdiği bir tayın ruama yakalanışını anlattı. Veteriner hekimler yanına yaklaşmasını men etmişler ve öldürmek mecburiyetinde kalacaklarını bildirmişler. Nihayet o kadar ısrar etmiş ki, eldiven giyerek tayı okşamasına müsaade edilmiş. Zavallı hayvanı okşarken gözyaşlarını tutamadığını söyleyen Gazi "ÇOCUĞUM OLMADIĞINDA HİKMET VE İSABET VARMIŞ, EĞER BİR EVLÂT KAYBETMEK FELAKETİNE UĞRASAYDIM, KALBİM ELEM VE KEDERE DAYANAMAZDI." demişti.
Evet, tüm hayvanlara karşı sevgisi vardı ama köpeklerin onun yaşamındaki yeri ayrıydı. Bu yazımda siz değerli okurlarımla Atatürk'ün "SEVDİĞİM BİR MAHLÛKU BÖYLE GÖRMEK İSTEMEM, KALDIRIN ONU." diyerek emir buyurduğu ve çok sevdiği köpeği FOKS hakkında çeşitli kaynaklarda ulaşabildiğim bilgileri paylaşmak istedim.

Atlardan ve köpeklerden başka ATATÜRK'ün kuşları da çok sevdiğini ve onların uçuşlarını büyük bir hazla gözlediğini hatırlatarak, Kuşçu Nuri ustanın baktığı birçok güvercinleri ve kendisinin de güvercinliğinin olduğunu da hatırlatmak isterim. Bir gezisinde kendisine armağan edilen bıldırcınları yememiş, bahçede kafeste saklanmasını istemişti. Ne yazık ki, Atatürk'ün yemeğe kıyamadığı kuşlar, birkaç gün sonra bir kedi tarafından yenmiş ve kafeste sadece kuşların tüyleri bulunmuştur.


Aka GÜNDÜZ Bey'in “BILDIRCIN VE ATATÜRK” adlı hatıratını da okuduktan sonra çok sevdiği köpeği “FOKS” hakkındaki bilgilere devam edeceğiz.

Atatürk, bir akşam misafirleriyle Florya deniz köşkünde oturuyordu. Sofra uzun ve kalabalıktı. Bir kayık tabağın içinde tepeleme bıldırcın kebabı getirdiler, sofranın ortasına koydular. Başta kendisi, herkes keyifle birer tane aldı. O sırada sofranın öbür ucunda oturan rahmetli Salih BOZOK, eğlence olsun diye cebinden bir canlı bıldırcın çıkarıp sofranın kenarına koydu. Kalabalıktan ve bol ışıktan ürken kuşcağız tabakların üstünden atlayarak koşa koşa gitti. ATATÜRK ’ün kucağına atılıp saklandı. Konuşmalar durdu, çatal sesleri kesildi, ortalığı bir sükunet kapladı. Atatürk, kuşu aldı okşadı, ceketinin yan cebine koyduktan sonra, garsona kebap tabağını göstererek şu emri verdi: "BU TABAĞI KALDIRINIZ VE BİR DAHA SOFRAMA BU KUŞUN YEMEĞİNİ GETİRMEYİNİZ.” 

Evet, tartışmasız Atatürk'ün tüm hayvanlara karşı sevgisi vardı ama köpeği Foks'un onun yaşamındaki yeri ayrıydı. Kız kardeşi Makbule ATADAN ise bir anısında ağabeyinin köpeği Foks için şöyle demektedir: “Afet Hanım (İNAN), Darülaceze’den dört beş yaşında bir evlatlık almıştı. Aramızda dolaşır, sigaralarımızı yakardı. Bir gün, yine böyle sigaralarımızı yakarken, ağabeyimin çok sevdiği köpeği Foks'un da ağzına bir sigara iliştirdi, kibriti de çaktı. Foks tabii kibrit alevinden fena halde ürktü, ama bir anda hepimize bakarak, kendisini mütemadiyen yüzüne doğru kibritler çakarak taciz eden çocuğa acıdığını hissettiren bir tavırla, hiçbir şey yapmadı. Bir kenara çekildi, boynunu büktü, sessizce durdu. Foks'un bu haline bakan ağabeyim: "GÖRDÜNÜZ MÜ, ŞU KÖPEK, İNSAN DENEN MAHLÜKTAN ÇOK DAHA TEMİZ, ÇOK DAHA ASİL… ANLADINIZ MI?" demişti.

Atatürk, Bulgaristan Ataşemiliterliğinden dönüşünde oradan Alp adını verdiği güzel bir köpek getirmişti ve Çanakkale savaşlarında da yanında bulundurmuştu. Bu güzel köpekle ilgili Niyazi Ahmet BANOĞLU "Nükte ve Fıkralarla ATATÜRK" adlı eserinde Alp'e şu satırlarla yer verir: "Atatürk'ün Birinci Dünya Savaşı’nın nihayetine doğru, doğu cephesinde Ahmet İzzet Paşa’ya halef olduktan sonra, emir erliğini yapan birisi anlatmıştı: "HİZMET İÇİN ATATÜRK’ÜN ODASININ KAPISI ÖNÜNDE BEKLERDİM, YEMEK SOFRASINI HAZIRLAR, AKŞAM YATARKEN SOYUNMASINA VE SABAH YATAKTAN KALKINCA GİYİNMESİNE YARDIM EDERDİM. YATAK VE ÇALIŞMA ODALARINDA BÜTÜN EŞYANIN YERİNİ BEN BİLİRDİM VE BEN KULLANIRDIM. BU YÜZDEN PAŞAMIN YANINA SERBESTÇE GİREBİLİRDİM. BİR DE ATATÜRK’ÜN ALP ADINDA BÜYÜKÇE BİR KÖPEĞİ VARDI Kİ, BU KÖPEĞE BEN BAKARDIM. YEDİRİR, İÇİRİR, ZAMANI GELİNCE İYİCE YIKARDIM VE BAZEN HUYSUZLUK YAPTIĞINDA DÖVERSEM DE BENİ ÇOK SEVDİĞİNDEN, DİZİMİN DİBİNDEN AYRILMAZDI. GECE, ALP YATAK ODASININ KAPI ARKASINDA DURURDU, BEN DE DIŞARIDA KAPININ ÖNÜNDE YARI UYUR, YARI UYANIK YATARDIM VE ATATÜRK’ÜN EMRİNİ BEKLERDİM. BAZI GECELER İÇERİDEN ATATÜRK SESLENİNCE KAPIYI AÇMAYA BAŞLARKEN, O GÜNDÜZ DİZİMİN DİBİNDEN AYRILMAYAN ARKADAŞI, DADISI OLDUĞUM, BENİ TÂ UZAKTAN GÖRÜNCE ELİMİ YÜZÜMÜ YALAMAK İÇİN KOŞUP GELEN KÖPEK, BU ZAMANLARDA BAŞKALAŞIR, BENİ İÇERİYE SOKMAMAK İÇİN KAPIYA YÜKSELİP BÜTÜN VAHŞİLİĞİ İLE PARÇALAMAK İSTERDİ. BU DURUMDA, BEN DE PAŞAM ALP'E SÖYLEYİN DE ÇEKİLSİN! DERDİM. ATATÜRK'ÜN "ALP!.. ALP!.." İHTARI ÜZERİNE, ŞAHLANAN KÖPEK UYSALLAŞIR, YERİNE ÇEKİLİRDİ, BEN DE İŞİMİ GÖRÜRDÜM. (S.554)

Kurtuluş savaşı sırasında Yunanlılardan alınmış beyaz sarı karışık bir av köpeği vardı. Alber adındaki bu köpeği çok severdi. Ölümüne de uzun boylu üzülmüştü. Atatürk'ün henüz üzüntüsü dinmemişken Foks onun yeni köpeği olmuştu. Foks'un rengi kahve, cinsiyeti erkekti. Irkı ise bir kaynakta puanter olarak, bir başka kaynakta ise yavruyken tüyleri çok güzel olan bir sokak köpeği olarak geçer. Foks, çok sadık, çok duygulu, sert, pek yaman, hassas, iyi yetiştirilmiş koruyucu, yabancılara pabuç bırakmayan, muhafız hizmeti gören, aklına eseni yapan, çok yüz bulduğu için bir süre sonra hemen hemen terbiyesini kaybeden, bazen yaramaz, son zamanlarında çiftliğe geri gönderilmesinden sonra hırçınlığı ve saldırganlığı artan bir köpek olarak tarif edilmektedir.

Foks, Atatürk'ün odasında yatar, her gittiği yere yanında gider, gireceği salona herkesten ve Atatürk'den daha önce koşar, adeta Atatürk'ün geldiğini haber veriyormuş gibi hareket ederdi. Atatürk nereye gitse onu da birlikte götürür, yurt gezilerinde bile ondan ayrılmazdı. Kılıç ALİ anılarında, Foks'u bir Samsun seyahatinde arkadaşı Deniz BOZOK'la deniz fenerinin yanında sabah gezintisi yaparken gördüklerini ve sahibinden rica edip Atatürk'e hediye ettirdiklerinden bahseder. Cemal GRANDA anılarında, Foks'un yavruyken Yalova’da seyyar fotoğrafçılık yapan Hasan Efendi'den 50 lira gibi önemli bir paraya satın alındığını anlatır. Başka bir kaynakta ise Foks un bir büyük devletten Gazi'ye hediye edildiğinden bahsedilmektedir. Foks'un yaşadığı tarihler de çelişkilidir. Latife Hanım'ın Kâğıtları'nda Atatürk'ün 13 Kasım 1923 günü öğle saatlerinde Çankaya Köşkü'nün bahçesinde yürüyüşe çıktığı ve köpeği Foks ile oynadığı yazılıdır. Falih Rıfkı ATAY ise "Çankaya" isimli kitabında "Foks, Atatürk'ün son köpeğinin adıdır. Birkaç yıl eski ve yeni köşkte rahmetli lideri eğlendirir idi. Foks'u kendisine hediye etmişlerdi. Daha önce de bir köpeği varmış ama ona ben yetişemedim" diye yazar. Ancak 3 Temmuz 1927’den, ölümü olan 10 Kasım 1938’e kadar 12 yıl Atatürk'ün hizmetinde olan Cemal GRANDA ise anılarında "Foks'un Yalova’daki bir fotoğrafçıdan alınırken henüz yavru olduğunu belirtmekte ve alınırken Atatürk'ün de yanında olduğunu ve fotoğrafçı ile aralarında geçen duyduğu konuşmaları anlatmaktadır. Diğer bir ifadeyle Foks, Cemal GRANDA'nın Atatürk'ün hizmetine girdiği 1927'den sonraki bir zamanda doğmuş bir köpektir der ve şöyle devam eder: "Atatürk'ün en sevdiği hayvanın at olduğunu biliyorum. Fakat köpeği de çok severdi. Bu vefakâr iki hayvana ayrı ayrı sevgi besler, onlara çok acırdı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Alp adında çok sevdiği iri bir köpeği varmış. Atatürk'ün kapısında nöbet bekler, hiç kimseyi içeriye bırakmazmış. Kurtuluş savaşı sırasında Yunanlılardan alınmış beyaz sarı karışık bir av köpeği vardı. Alber adındaki bu köpeği çok severdi. Ölümüne de uzun boylu üzülmüştü. Atatürk'ün bunlardan başka Foks adında bir köpeği daha vardı. Yalova’da Hasan Efendi’den 50 liraya satın almıştı. O zaman da 50 lira oldukça önemli bir paraydı. Foks uzun süre köşkte kaldı. Bir Cumhurbaşkanı köpeği olarak hayatta kendi cinslerinin hiç birine kısmet olmayan rahat ve mutlu bir yaşantı sürdü. Atatürk, Foks'un yaşantısıyla yakından ilgilenirdi. Köşkün bahçesinde dolaşırken, köpeğinin hareketlerini dikkatle izliyordu. Foks'un tembelliği mi üzerinde miydi, neydi? Bir köşeye çekilmiş, boş gözlerle sahibine bakıyordu. Atatürk, hayvana uzun uzun baktıktan sonra bana döndü; "BU HAYVAN AÇ" dedi. "YEMEĞİNİ AZ ÖNCE YEDİ." diye karşılık verdim. "YESE BÖYLE OLUR MU?" dedi. "BİR TENCERE PİLAVI ELİMLE VERDİM. HEM ÖYLE PİLAV Kİ, FUKARANIN EVİNDE DÖRT KİŞİ DOYAR." dedim. Hiç sesini çıkarmadı önce … Çıkarmadı ama aklına Foks gelmiş olacak ki, yemekten sonra sözü yine ona getirdi: "BU KÖPEK ÇİFTLEŞTİ Mİ?" diye sordu. Anlaşılan Foks'un keyifsiz halini, bu kez de cinsel durumuna yoruyordu. "KONYA’DA İKİ AY ÖNCE ÇİFTLEŞTİ" dedim. "O ORADA KALDI. BEN BURADA BİR ŞEY OLDU MU, DİYE SORUYORUM." dedi. "HENÜZ OLMADI PAŞAM" dedim. O zaman Atatürk şöyle konuştu: "HAYVANLAR MUAYYEN ZAMANLARDA ÇİFTLEŞİRLER. ONLARIN HİÇ DEĞİLSE BİR ZAMANI VAR. ONLAR KADAR OLAMIYORUZ." Atatürk'ün bu sözlerine için için ne kadar gülmüşümdür. Bir kaç yıl Atatürk'ün yanında kalan Foks, hırçın bir köpekti. Misafirlerden birçoğunu ısırdıktan başka bir gün de Atatürk'ün elini ısırmış. Hem de oldukça derin bir yara açmış. O gün elini sarılı görünce hepimiz meraklanmıştık. Bunun üzerine köpeği köşkten uzaklaştırdılar, çiftliğe götürdüler. Yakınlarında birkaç kişi "SAHİBİNİ ISIRAN KÖPEKTEN HAYIR GELMEZ" diye öldürülmesi için Atatürk'e ısrar ettiler. İzin verdi mi, vermedi mi bilmiyorum ama Foks o günlerde öldürüldü. Atatürk'e yaranmak için özenle köpeğin derisini yüzmüşler, içini samanla doldurup, göz yerlerine cam göz takmışlar ve bir camekân içine oturtmuşlar. Tabii Atatürk'ün bunlardan haberi yok. Bir gün gezinti sırasında çiftliğe de uğradığı zaman, camekânda Foks'u görünce duraklar. İçi acıyla burkulur. Üzgün bir halde: "SEVDİĞİM BİR MAHLÛKU BÖYLE GÖRMEK İSTEMEM, KALDIRIN ONU." der. Atatürk'ün elini ısıran köpekten "SEVDİĞİM" diye bahsetmesi oradakileri şaşırtır. Bunu yüzlerinden okuyan Ata şunları söyler: "HER ISIRANA KIZILMAZ. FOKS FENALIK YAPMAK İÇİN ISIRMAMIŞTIR. Ertesi gün Foks'un doldurulmuş derisi camekândan kaldırılmış ve bahçenin bir köşesine gömülmüştü."

Günümüzde ATATÜRK VE KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ'nde sergilenen ve tüm tüy rengi kahverengi olarak görünen Foks'un içi doldurulmuş hali 1930 yılında Yalova’da, Turhal’da, Ege vapurunda Atatürk ile birlikte görüntülendiği fotoğraflara çok benzemektedir. 1927’den önceki çeşitli fotoğraflarda Atatürk'ün yanında bir köpek daha görünmektedir ve Foks adıyla anılmaktadır, ancak bu köpek alnında, göğsünde ve bacaklarında beyazlıklar olan çift renkli ve bacakları da daha uzun olan bir köpektir. Atatürk, Gaziantep’i ilk kez 26 Ocak 1933 günü ziyaret etmiştir. O gün Foks da Atatürk ile birlikte Gaziantep’tedir… 1933’den sonra mevcut kaynaklarda Foks hakkında herhangi bilgi ve fotoğraf görünmemektedir. Uzun süre köşkte kalan Foks bir Cumhurbaşkanı köpeği olarak hayatta kendi cinslerinin hiç birine sahip olmayan rahat ve mutlu bir yaşantı sürer. Atatürk'ün köpeği Foks'un doldurulmuş hali 2002 yılında açılan ATATÜRK VE KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ'nde bulunmaktadır. Anıtkabir yetkilileri, Foks'un bedenini Atatürk’ün arkadaşı Necdet PENÇE’nin sakladığını, 1969’da da eşi İrfan PENÇE’nin Anıtkabir’e hediye ettiğini belirtmiştir.

Kaynak: İsmet Erarpat 
 
 
 
 
 
 
 
 
İçeriğe dön | Ana menüye dön